1 2 3 4 5 6 7 8 9 10
“Geçmişte yapılan hiç bir hareket şuan yapılmayacak bir yanlış değildir.”

-Kendinden geriye 10 a kadar say
-10. da dur ve 1. ye git
-İkisini birden 5. ye getir
-1. ve 10 senlere kadar tekrar senle / farkındamısın…
Bunları yaparken her bir seferinde bulduğun 10 farklı metabolizma senin 100 kopyanın kaç farklı organizmada çalıştığını bulur ve kendini 100 ayrı dilimden oluşan küçük karafatma kılıklı virüslere bölersin.
Merak etme daha hayatının 100 kopyalık kısmının tamamını görecek seviyeye bunları okurken kalpkrizi geçirip ölmezsen yada bi şekilde ruhunu teslim etmezsen ulaşamazsın.
-Gittim gelicem.
Ulaştınmı her gidip gelişin , her gözünü açıp kapayışındır. Hangisini istersen onda gözlerini açma ve kapama özgürlüğünü sana verdiğine seni inandırmasa da aslında öyle yaptığından gayet emin olan bir uzantının içinde sonsuz hareket sensörlerine entegre olabilesin geldiyse sende tat bu kokunun gizemli diyarını , gördüğün her hayat parçasında kendini kaybedip olduğu gibi benliğine kabul etme.
Elektrik faturası
Orta dünyadan karalamalar
Ümitlerin kaybolduğu bir devri alemi kalabada kendi çarelerinin son bulmasına aldırış etmeden fırsat kovalar gibi davranmak..
Çaresizlikler içinde hiçbir şüpheli varlığın zararlı katmanlarını görmezden gelerek..
Çakmağı her yakışında eksilen sigaranın bitmesi, çakmağın bitmesi, bir süre sonra sende bitersin belki..
Kaçıncı seni yaktında külünü üfleyip savurdun sonsuz perinin saçlarını..
Elinden kayıp düşen sigarayı etrafa aldırış etmeden aa sigaram düştü demeden alıp devam eden salak gözüken ve kafası iyi dedirten tavırlar falan..
Fatura bitti napıyım tedaş ceza yazarmıki?
Olsun amınakoyım ön tarafı yokmu bu kağıt parçasının, altında son endeks, abone numarası, geciken borcunuz vs vs…
Keşke gözlerimizi açık tutuş zamanımızında bir sayacı olsa, bir adam gelse elinde retina tarayıcısıyla, gözümüzü okuyup bu ayki izlenim tutarınız şu kadar dese..
Belki o zaman kafamızı çevirmeden önce düşünürüz, düşünürüz de izlemeyi öğreniriz..
Büyük kanyonu izlemişsiniz tam 3 saat bu ayki en yağlı müşterimiz sizsiniz.
Marla

İki ayna arası zamansız bir boyutta kalanların haykırışları ses çıkarmaz.
Bu bahaneyi kullanarak kendime itiraf edemedklerimi parmaklarımdan dinlemem gerektiğini şuana kadar bilmiyordum
-hadi nerde kaldın
-geliyorum
-hadiiii
-geliyorum dedimya
tekrardan ibaret selülozik periyotlar bunlar evladım tokalı kızlar daha güzel boşver.
10 9 8 7 6 5 4 3 2 1
geceler zehir, geceler kara
uçasım gelir kanadım yorar
yaralar derin seneler kadar
açılın geri
sabah olmuş gün doğmuş
heryerimde karlar
doymadım dönülmüş deliye
helal olsun aşkolsun
gözlerimde yaşlar
durmadım dönülmez geriye
geceler benim geceler bana
unutun beni …
sabah olmuş gün doğmuş
heryerimde karlar
doymadım dönülmüş deliye
helal olsun aşkolsun
gözlerimde yaşlar
durmadım dönülmez geriye

HELAL OLSUN
Pink Floyd-Dark side of the moon
Bir bir sayarak saniyelerini sıkıcı bir günün,
Bir bir sayarak saniyelerini sıkıcı bir günün,
Harcayarak geçiriyorsun saatlerini düşünmeksizin
Dolanarak bir karış toprağın üzerinde doğduğun yerin,
Bekleyerek birini ya da bir şeyi sana yol göstermesi için…
Bıkkınsın güneş altında uzanmaktan,
Yağmuru izlemek için evde oturmaktan,
Gençsin ve yaşam uzun; ve öldürecek zamanın var bugün…
Sbrac

Ayın Karanlık Yüzü (Pink Floyd)]
Büyü Bozan

Not: Bu yazı bir alıntıdır.
Şahane
güzel
fevkalade
harikulade…
Bu dördü yeter
Bu karışıklıkta dahasını nasıl bulacağım belli değil.
Belki sözlük karıştırmam gerekir ama her şey için geç ya da erken bilemiyorum, kısaca şu an sırası değil
Anlar idim anlamadım.
Tekmeye saç, saça tekme, önce saçı enseden kavrayacaksın
Kavgaya dalmaktan korkma, cesur ol, elin armut toplamasın
Hahahaha…
Canını acıtana gül, öyle abartılı kahkaha atma.
Hahahaha…
Ne oldu sanıyorsun, söyleyecek fazla bir şey kaldı mı?
Sus!
Sustum…
Delirdim işte, yitirdim aklımı, uçurdum, kaçırdım, kopardım bağını gerçekle, kapısını kapadım, sürgüledim sözümü, kilitledim kırk yerinden, düğümledim dualarla, gömdüm.
Gömdüm mü? Kim? Ben mi? Hayır!
Kim peki kim ama kim o mezara, o mezara kim neden?
Şahane
güzel
fevkalade
harikulade
Çöz, çöz, çöz, çöz. Kırk kere çöz… Şimdi çöz! Hemen!
Emrim bu sana.
Duy! Hemen duy ve harekete geç. Duy dedim sana!
Hatta kulağında çınlasın, çığlık atsın, ıslık seli bıraksın beş duyunda. Büyücü. Büyün sökmeyecek bana.
Kaçırdım, aklımı yitirdim gördün, izledin biliyorsun halimi, eğlendin yeter, beter olacaksın koyvermezsen talihimi, yanacaksın azap içinde pişmanlığın duyulmayacak!
Hadi çöz, çöz, çöz, çöz kırk kere.
Vaktim sana lanet okumakla geçmesin bir dakika daha
Kıymete bindim değerlendim kendime, fark ettim ya
Ezan biterken bitsin bu satırlarla çözülsün bir büyü daha.
Büyüye gelince -ki onu şimdi bozacağım- düğümlere üfleyenin ellerinden döküldü toprağa.
Her büyü gibi kötü, haksız ve zamansızdı
Ah ne büyük lanet çeker bir yazgıya çentik atan
Şeytanın uzayan tırnağı gibi kesilip atılır ateşe ve kokar yanarken
Çok kötü kokar
Büyü bir nesneye yüklenir, nesne mürekkeple kâğıda aktarılmış bir fikirdir artık ama yine de kâğıttır alt tarafı, etrafı kırk düğümlü yağlı bir iple çepeçevre çevrelenmiş yazılı bir kâğıt.
İe sıvazlanan yağ da domuz yağı.
Büyü bir papaza üfletilmiştir, papaz; her şeyden habersiz nefesi şarap kokan bir adam, yaşlı mı yaşlı…
Bu hikâyenin başkahramanı bu büyü, diğerleri figüranları.
Mezarına kırk düğümlü papaz büyüsü bırakılan şahsın iskeletinde dolaşan böcekler yardımıyla kemiriliyor büyü.
Ama iskeletinin bir böcek ordusuna huzurlu bir yaşama alanı sağlayamadığını düşünen ölü; ruhunu ayırmıyor kabristanın bahçesinden. Toprak altındaki etleri tamamen erimiş mevtanın ruhu nöbette.
Mezar taşının dibinde kamp kurmuş ve cennetteki yerine gidemiyor oluşunu bu iskeletinin üzerindeki cisme bağlıyor.
Cisim dediğim de bir muskaya sarılı kırk düğümlük büyü. Şu bizim büyü.
(Benimdi ama şimdi bizim oldu bu büyü.)
Bozmalıyım, bozacağım
İ kâğıt ve mürekkep. Nihayetinde eriyip toprağa karışmalı
Ölünün ruhu terk etse mezarının başını, büyü de toprağa karışacak ve böylece mezarcı rahata kavuşacak ama şimdi mezarcı, şimdi hâlâ mezarcı, mezar taşının üstüne tünemiş huzursuz ruhu hâlâ görmekte ve anlamamakta hâlâ nerde ne yanlış yaptığını.
Alacakaranlık bir vakitte, seneler önce, kıkırmızı batan güneşin ısrarla ısıttığı o günün o yerinde nöbet tuttuğu mezarlık kulübesine gelen o meşum kadınla arasında geçen konuşmadan arta kalan cilve nidaları kulağında çınlarken, kıvrak kalçaları civarından herhangi bir mezarın başına gidişini izlemiş ve ne gömdüğünü, neden gömdüğünü bilmeden onun geri dönüşünü beklerken artık o mezarın herhangi bir mezar olmaktan çıktığını hissetmişti.
Durum çok garipti mezarcı açısından çünkü kadın çömelip toprağa pençesini ilk daldırışında gökten kayan yıldız hızıyla nur gibi bembeyaz bir ışığın gelip mezarın taşına tünediğini görmüştü.
Ancak bunu güneşin azizliğine bağlayacak kadar gözü dönmüştü kadının kıvraklığından
Kadın büyüyü gömdükten sonra mezarcıyla sevişti.
Sadece beş dakika dayanabildi adam bu güzelliğe ve kadının gidişine bakarken kalp krizi geçirdi.
Ölmedi ama ertesi gün aynaya baktığında artık yaşlıydı
Günlerce ve gecelerce mezar taşının çevresinde dolaşan ışık yığını konusuna kafasını takmamayı denese de, aklına kadını ve o aklını alı kaportasını on sene sonrasına çakan sevişme anını getirdiğinden, gözünü o mezara bakmaktan alıkoyamadı.
Mezarcı seksen yaşına gelmesine rağmen hâlâ kendisini otuzundayken kırkına yerleştiren ve ihtiyarlasa da aklı gayet net ve sadece kırkında hisseden bir zavallı haline dönüştüğünde ‘ya ölmezsem’ diye düşünmeye başladı.
‘Ya ölmezsem?’
O an başladı azabı, cehennemini yirmi sene daha yaşayacaktı.
Öte taraftaysa ölünün ruhu cennetine dönmek için geç bile kalmıştı.
Ruhların sabrı sonsuz olmalıdır oysa değil mi? Çok yanlış bir bilgi. Ruhların sabrı sonsuz olsaydı hesaplar şaşardı.
Öyle ya! Bir ödeşme şekli var olmalı
Mesela aksilikleri, fazladan çabaları, sonuçların gecikmesini, yanlışlıkları, gereksiz zaman kayılarını, tüm olumsuzlukları sadece zamana bağlamak ve kendiliğinden düzelmelerini beklemek çok saçma.
Hatırlamak ve harekete geçmek için bin yıldır uyuyan bir ölüyü diriltmek gerekse bile yapmalı bunu.
Büyü aklıma geldi işte, aklıma geldin büyü ve aklımdan mezarına bir melek gönderiyorum hem de hemen şimdi.
Böceklerin büyüyü toprağa katı yok etme sürecini hızlandıracak nefis dişlere ve asitli salyalara sahip bu melek, senede bir gün hizmetime koşar ve bugün günlerden o gün.
Uç meleğim, büyüyü ye bitir iskeleti çıkar feraha
Tertemiz, parlak, kaymak gibi kemikler topraktan yorganına örtülsün ve huzura ersin ölünün ruhu.
Meleğim, senede bir gün gelenim, getirdiğin hediye için teşekkür ederim. Ceviz tohumu! En sevdiğim. Armağanın şahıdır tohum.
Bırak onu ayakucuna toprağın
Yeşersin
Yaşasın
Bozdum.
http://sbrac.tumblr.com/post/118683262/buyu-bozan
SalOOn

….geçiş salonlarının bağlı olduğu çok kollu mekanizmanın seslerini duyunca birileriyle iletişime geçtiğini anladı….
Old Spring
…peki etraftaki programlı bedenlerin gösterdikleri hareketlerimi onları salak ve amaçsız yapıyordu yoksa onların gözünden bakınca mı dünyanın görüntüsü bu kadar basitti..gözleririnin hassasiyeti bu kadar yüksekken neden çoğu kendilerine kullanım dışı bıraktıkları birimi sormaktan kaçarcasına zamandan birimsel incelikler ( ç )alıyorlardı…… 














